Bu sene yaz kampımızı 24-27 Haziran 2025 tarihleri arasında Mordoğan Alburun Koyu’nda gerçekleştirdik. Kampımız 24 Haziran Salı günü saat 14:00’deki açılış töreni ile başladı. Öncesinden kamp alanına gelen kaşifler çadırlarını kurmu, kamp alanını düzenlemişti. Çadırları kurduğumuz alan kamp sınırındaki çit boyunca dar ve uzun bir alandı. Alana tek giriş olduğundan kamp güvenliği açısından oldukça avantajlıydı. Etkinlik alanına ve sahile kısa bir yürüyüşle ulaşılabiliyordu. Törenden sonra plaj etkinlikleri başladı ve Akşam yemeğine kadar kaşifler deniz ve güneşin tadını çıkardılar. Güneş 20:30’da bayrak indirme töreni ile battıktan sonra yorgun kaşifler yat borusuna kadar kamp ateşi başında dostluklarını pekiştirdiler.

Kampa ilk güneş Çarşamba günü doğdu ve saat 08:00’de kalk borusu çaldı. Kahvaltı, bayrak töreni ve teftişten sonra saat 10:00’da istasyon çalışmaları başladı. Saat 13:00’deki öğle yemeğine kadar ilk yardım başta olmak üzere temel kaşiflik bilgi ve becerilerinde kazanımlar elde eden kaşifler emekten sonra plaja indiler ve saat 17:00’de kampa geri dönüp bir saat serbest zaman kullandılar. Bazı kaşifler Akşamki Şiir Gecesi için hazırlanmak üzere köşelerine çekildiler.Hazırlıklar yemekten sonra da devam etti ve nihayet saat 21:00’de sembolik kamp ateşi Şiir Gecesi için yandı.

Şiir gecesi bir yarışmadan çok atışma tadında başladı. Gece altı kategorik başlık altında düzenlenmişti. Rastgele seçilen şiirlerin okunduğu “Şiir Torbası” bölümü kaşifler için ısınma turu niteliğindeydi. “Bize ne getirdin?” bölümünde kaşifler kendi seçtikleri ve önceden hazırlandıkları şiirleri okudular. Zaman zaman duygusal anlar yaşandı, derin sessizlikleri alkış fırtınaları takip etti. Bu sene “Dilimiz Döndüğünce” köşesinde divan edebiyatından örneklere yer verdik. Fuzuli, Ziya Paşa, Şeyh Galib, Nebi, Ulvi ve Ahmet Paşa’nın aruz veznindeki şiirlerini okurken kaşifler bir hayli zorlandılar, dinleyenler ise kendilerini tutamayıp bol bol güldüler. Bu zengin kültürün çocukları olduğumuzu bilmek bile gurur vericiydi. Divan şiiri olur da Halk şiiri olmaz mı? “Neyse halin çıksın falim” köşesinde bu sefer mani torbasından çekilen şiirler sırayla okundu. Tur tamamlandığında, hiç hız kesmeden “Aşık Atışması” köşesine geçildi. Sırası gelen hemen o anda bir dörtlük yakıp okudu. Karşılıklı atışmalar (dis-leşmeler) kaşiflerin neşesine neşe kattı. Atışma birkaç tur döndü, ortam hararetlendi, kaşifler coştukça coştu. Çevreden gecemizi izlemeye gelen birkaç konuk ortamın coşkusuna şaşıp kaldı. Kısacası şiir gibi bir geceydi, ama bitmedi.

Saat bir hayli ilerlemişti ama yat borusu çalmadı. Programda yazılmamasına rağmen, pek de süpriz olmayan gece yürüyüşü için yola çıktık. Aysız bir geceydi, tozlu ormanda kolda yürürken önümüzdeki kaşifi bile zor görüyorduk. Uzaktaki ışıklar ise gözümüzü almaktan başka bir işe yaramıyordu. Kamp alanından bir hayli uzaklaştık ama planladığımızı yolu bulamadık. Sazlık ve çalılıkların arasından zorlukla bir dere yatağını geçip yamaca tırmandık. Sırt boyunca bir süre yürüdük ve yol bulmaya çalıştık. Bölge ve mevsim itibariyle, bol domuzlu bir gece olduğu izlerden de belliydi. Zor da olsa karayoluna ulaşmayı başardık, ama bariyerli bir yol olduğu için yayalar için uygun değildi. Yan patikalardan uzun bir yol vardı ama olası bir domuz sürüsü keyfimizi kaçırabilirdi. Bu yüzden grup mola verirken Coşkun, Ege ve Artun önden keşife çıktı. Patika düzgün, bir yanı dik kayalık diğer tarafı sık orman şeklinde ilerliyordu. Bu haliyle domuz sürüleri için pek cazip değildi. Kaşif ekip gecenin karanlığında yarım saat yürüdükten sonran patikanın bir yanında büyük bir açıklık ile karşılaştılar. İşte burası tam bir domuz cennetiydi. Cesurca ilerleyen kaşifler açıklığı geçip devam ettiler ve patika kıvrılıp bariyerle kapatılmış bir özel mülk arasizine girdi. Gecenin bu saatinde özel bir mülke girmek hoş olmazdı, durumu telsizle bekleyenlere raporlayan kaşif ekibi geri dönmeye karar verdi. Domuz cennetine geri döndüklerinde güçlü bir fenerle açık araziyi tarayan kaşifler gördüklerine pek şaşırmamıştı. En az 20 domuzlu bir sürü arazideydi, üstelik oldukça yakındılar. Açık alan endişeli bir yürüyüşle tüm yönler sürekli gözlenerek hızlı adımlarla geçildi, domuzların nefesini adeta ensemizde hissediyorduk. Dar patikaya girince bir oh çektik ve nihayet moladakilerle buluştuk. Zaman ilerlemiş, gece yarılanmıştı, yarın yoğun bir program vardı. Hemen geri dönüş için hareketlendik. Karanlık ve tozlu parkurumuzu tamamlayıp, kampa döndüğümüzde hepimiz çok yorgunduk. Şiirler ve domuzlar hakkında rüyalar görmek üzere çadırlarımıza çekildik.

Perşembe sabah 08:00’de kalk borusu ile uyanıp tipik bir kamp sabahı (kahvaltı, bayrak töreni ve teftiş) yaşadık. Öğle yemeği kumanyalarımızı hazırlayıp, saat 10:00’da büyük yürüyüşümüz için kolda toplandık. Gece yürüyüş parkurumuzu gündüz gözü ile geçecek ve farklı bir koya ulaşacaktık. Elbette gece zor geçilen yollar gündüz ayaklarımızın altında eriyip gidiyordu. Şarkılar, bağırışlar ve marşlarla, zaman zaman zor geçişlerle cennet gibi bir koya ulaştık. Hafta içi olduğundan sakindi, bol bol yüzdük, yemeklerimizi yedik, doğanın ve denizin tadını çıkardık. Saat 16:00 gibi dönüş için yola koyulduk. Kampa varınca ateş gecesi için hazırlıklara başladık. Bu sene ateş gecesine velileri davet etmedik, çevreden birkaç konuk ile mütevazi ama bir hayli eğlenceli bir ateş gecesi yaşadık. Veda valsinden sonra, gecenin ilerleyen saatlerine kadar ateş partimiz devam etti. Bol bol atıştırmalık ve yaz neşesi… Gelemeyenler imrenmesin diye anlatmıyoruz.

Cuma sabahı 08:00 kalk borusu ve yine tipik bir kamp sabahı. Saat 10:00’da istasyon çalışmaları başladı. Telsiz çevrim tatbikatı yaptık. Öğle yemeğinden sonra plaj etkinlileri ile programa devam edildi. Saat 15:00’de el birliğiyle kamp sökümü başladı. Kapanış töreninden sonra kaşifler kamptan ayrılmaya başladılar. En son çıkan 17:00 gibi ışıkları söndürdü.