Bisikletli Kaşifler Ünitemizin uzun süredir hayalini kurduğu kamp etkinliği nihayet gerçekleşti. Böylece bisikletlerimizle yola cıkarak kamp yerine ulaşıp bir gece konaklama hedefimize ulaştık. Şimdiye kadar hep tur odaklı çalıştığımızdan önemli bir aşamayı tamamlamış sayıyoruz kendimizi.

28 Haziran saat 13:00 gibi Urla Köstem Zeytinyağı Müzesi’nde buluşup bisikletli kol olarak yola çıktık. Hiç molasız parkurumuzdaki birinci köy olan Birgi’ye vardık ve köy parkında mola verdik. Köy’deki hırdavatçı dükkanının yanındaki hayrattan akan buz gibi suyla mataralarımızı doldurduk. Uzun bir süre molanın tadını çıkardık, bir şeyler atıştırdık, lastiklerimizin havasını kontrol edip yola çıktık.

Hedefimizdeki ikinci durak Barbaros Köyü’ydü. Parkurun bir bölümününü daha önceki kampımızda doğa yürüyüşü yaparak keşfetmiştik, ama Barbaros Köyü’nü merak ediyorduk. Köy yakınında bir kır kahvesi görünümündeki Mimas Sanat Evi’nde ikinci molamızı verdik. Soğuk içeceklerimizi yudumlayarak serinledik. Mekanın ilgi çekici dekorasyonu çok hoşumuza gitti. Özellikle eski süslemeli kapılardan oluşan bir sergi dikkatimizi çekti. Barbaros Köyü genel olarak kültürel özellikleri ile dikkat çeken bir köy. Köyde sürekli bir “hazine avı” oyunu oynanıyor, çeşitli kültürel noktaları yarım saat içinde fotoğraflayan katılımcılara bir kilo bulgur hediye ediyorlar. Haritada bu noktalara bakınca bir kaşif için gayet kolay bir görev olduğunu tahmin edebiliyorduk, ama bisikletli grup olduğumuzdan ve hava kararmadan kamp yerimize varmak istediğimizden oyuna katılmadık. Sonra tüm kaşifler olarak gelip köydeki bulgur stoklarını bitirmeye karar verdik 🙂 Moladan sonra harekete geçip Barbaros Köy Meydanına girdik. Köyde her yer yöresel kıyafetlerle hazırlanmış bez mankenlerle donatılmıştı. Köylüler bizimle çok ilgilendiler, sohbetler edildi, hikayeler dinlendi. Eskiden büyük bir kuraklığın ardından köy seferber olup yüzlerce derik kuyu kazmışlar, su bol. Rakımı biraz yüksek ve akarsu olmamasına rağmen sulak bir köy. Taş kuyular, su değirmenleri gibi su yapıları dikkat çekiyor. Köyün daha üst kısımlarında daha keşfedilmeyi bekleyen birçok ilginç nokta olduğunu biliyorduk ama yolumuz uzun ve zorlu olduğundan bisikletlere atlayıp yola koyulduk.

Yeni hedefimiz Nohutalan Köyü’nün kuzeyindeki kamp alanımızdı ama aşmamız gereken bir dağ vardı, üstelik yolun büyük bölümü pedalle gidilebilecek nitelikte değildi. Dağın yamacına yaklaşmak için tekrar Birgi İstikametine doğru pedalledik. Orman yolundan gidebildiğimiz kadar gidip dik ve taşlı yamaça ulaştık. Bu parkurda gidebilecek dağ bisikleti sayımızı az olduğundan çoğunlukla bisikletleri taşımak zorunda kaldık ve sloganımızı hatırladık: “Bazen o bizi taşır, bazen biz onu”

Sık sık mola verip soluklanarak doruğa ulaştığımızda güneşi tekrar gördük. Manzara her şeye değerdi, üstelik uzak da olsa kamp yerimizi görebiliyorduk, sanki hemencecik inebilecekmişiz gibi… Vadi içinde hava kararmadan kampı kurabilecek oluşumuza sevindik. Nispeten kolay, doğal zeytinlik bir yamaçtan dikkatlice kamp alanımıza indiğimizde gururlandık.

Daha önceden izin aldığımız, Köstem Zeytinyağı Müzesi’ne ait zeytinliğin içinde tuvalet ve suya yakın bir düzlükte bisikletlerimizi park edip hemen çadırlarımızı kurduk. Etrafı flamalarla süsledik, bayrak direği kurduk ve yemek için hazırlandık. Menu’de konserve barbunya ve çiğ köfte vardı. Bir gece konaklayacağımız için doğal olarak ateş gecesi sayılırdı. Kamp ateşi programı yapmadık ama gece partisi yaptık, bolca atıştırmalık ve içeceklerle gecenin ve sohbetin tadını çıkardık. Kesin sessizlik saati duyurulmadı ama ertesi gün için enerji toplama sorumluluğu ile bir çoğumuz gece yarısı olmadan çadırlarına çekildi.

Sabah 08:00’da kalktık, güzel bir kahvaltı yaptık bayrak töreninden sonra işlerimize koyulduk. Bir bisikletin dişlileri kırılmıştı. Bir kaç bisikletin lastikleri inmiş, tamir edilmeyecek durumdaydı. Parkurun çok zor olduğunu bildiğimizden kampa varış bile bizim için yeterli bir zaferdi, geri dönebilmek zaten iyimser bir senaryoydu. Çok şansımızı zorlamadan kapanışa kadar kampın tadını çıkardık, toplantılar ve istasyon çalışmaları yaptık. Bir grup kaşifimiz bisikletleriyle hızlı bir keşif turuna çıktılar. Nihayet öğleden sonra çadırları toplayıp kampı sonlandırdık. Konum attığımız kamp alanımızdan veliler kaşifleri arabalarla aldılar.

Bisikletli Kaşifler Branş Ünitemizde basamak sistemi yok her yaştan kaşif ve her cins bisiklet var. Bu nedenle zor hedefler değil, yardımlaşma ve dayanışma bizim için önemli. Bu kamp ile uzun suredir hayalini kurduğumuz bir adımı atmış olduk. Bir sonraki hedefimimiz, iki farklı noktada kamp atarak daha uzun bir parkur olacak. Böylece kendi kamp eşyalarımızı taşıyarak, tamir kabiliyetlerimizi artırarak, çok uzun memleket turlarına doğru bir adım daha atmış oluyoruz.