Biz kaşifler şelaleler ve mağaraları çok severiz. Kamp ve doğa yürüyüşlerimizde bir çok mağara görme şansımız olmuştu. Böyle bir ilhamla, mağara araştırmalarına merak sardık. Bu güzel jeolojik oluşumları biraz daha disiplinli bir yaklaşımla keşfedebilmek için Mağara Araştırmaları Ocağı’nı ilan ettik. İçimizden konuya meraklı kaşiflerin öncülük ettiği yeni ocağımız, çalışmalarına Yelki Doğal Yaşam Parkı’ndaki İnkaya Mağarası ile başladı. Bu mağara oldukça bilinen bir doğa harikasıymış, ama biz bir keşif gezimizde tesadüfen bulup şaşırmıştık. Sarp bir yamaçtan, ulaşımı biraz zor. İlk keşfettiğimizde, hazırlıklı olmadığımız için derinliklerine inememiştik. Sonradan ocağın kurucusu olarak kabul edilen bir grup kıdemli kaşif ile bölgeye tekrar gelip çalışmalar yaptık. Tüm kaşiflerimiz güvenli bir şekilde mağaraya indirebilmek için araştırmalar yaparak bir etkinlik planladık. Inkaya Mağarası’nın en güzel özelliği, fazla turistik olmaması, ulaşımın zorluğundan dolayı sadece meraklıkların gelmeyi göze alması, bu yönüyle son derece doğal görünmesiydi.
Nihayet Ocak ayında tüm kaşiflerimizi İnkaya Mağarası ekinliğimiz için çağırdık. Mağara girişine en yakın mola noktamıza bir saatlik teknik iz takipli hayk ile ulaştık. Burada ateş yakıp koca bir tencere mercimek yemeği pişirdik, çay içtik, hazırlıklar yaptık. Takriben bir saat sonra mağaraya çıkan dik yamaca doğru harekete geçtik.
Girişe varınca kısa bir dinlenme molası ve öncülerin güvelik kontrolünden sonra topluca mağaraya girdik. Çıkışın rahatlıkla göründüğü ilk salonda toplandık. Acil durumda çıkışı bulmak için uzun bir kılavuz kolonu boyunca kaşiflerimiz belirli aralıklarla mağaranın derinliklerine inmeye başladılar. Farklı noktalarda istasyonlar belirleyip inenlere yardımcı olduk. Her kaşifin kask ve kafa feneri kullanmasını sağladık. Büyük salonlarda mola verdik ve önceden belirlediğimiz manzara parkurlarında kaşifleri birer lider eşliğinde tek tek gezdirdik.
Yüksek tavanlı salonları, dar galerileri ve dik inişli bölümleri ile bizi çok etkileyen mağara içinde birkaç saat zaman geçirdik. Bu karanlık alemin ev sahipleri olan yarasalar pek hoşlanmasa da, fenerlerimizle aydınlanan gölcükler, sarkıt ve dikitler bizi hayrete düşürdü. Tüm fenerlerimizi kapatıp mutlak karanlığın tadını çıkarmak da güzel bir deneyim oldu.






Nihayet akşam üstü mağaradan çıktığımızda, aydınlıktan kamaşan mutlu gözlerle bu güzel çalışmanın gururunu yaşadık. Alaca karanlıktan geceye dönen dönüş yolunda şarkılarımızla neşelendik.


Comments are closed.